Blog'a Dön
📝FİLM & DİZİ

Locarno Film Festivali 101: Locarno Film Festivali’nde Hayat Kalma Rehberi

4 dk okuma
B
Beril Heral
Yazar
Paylaş:

Bu başlığı gördüğünüzde aklınıza gelen ilk soru muhtemelen şu oldu: “Locarno da neresi?!” İsviçre’nin göl kenarında, Alpler’in gölgesinde kurulan bu festival, aslında İsviçre ve komşu ülkelerden sinemaseverleri bir araya getiren 78 yıllık bir geçmişe sahip.

Eğer Cannes kırmızı halısı size fazla “haute couture” geliyorsa ya da Berlin’in sizin için çok “underground” ve “niş” olduğunu düşünüyorsanız, Locarno tam size göre!

Locarno’nun güzelliği burada: Bir gün Godard retrospektifinde kayboluyor, ertesi gün gölde yüzüp sonra bağımsız bir Arjantin filminin gösterimine koşuyorsunuz. Hiç kimse de kalkıp size “bu kombini kırmızı halıya mı giydin? Topuklu ayakkabınız yoksa sizi içeri alamayız” bakışı atmıyor. Burada rahatlık esas!

NEDİR BU LOCARNO FİLM FESTİVALİ?

Arthouse sinemayla daha ticari yapımları buluşturan Locarno, aslında her seyirciye hitap ediyor. İsterseniz kimsenin henüz keşfetmediği filmleri yakalayın, isterseniz Cannes ya da Sundance’te kaçırdığınız yapımları burada görün… Seçenek bol, festivalin kapısı herkese açık.

Her yıl Ağustos’un ikinci haftasında düzenlenen festival, dünya prömiyerleriyle birlikte senenin öne çıkan filmlerini de programına katıyor.

Festivale daha önce katılanlar arasında Aaron Taylor Johnson, Jean-Luc Godard, Quentin Tarantino, Anthony Hopkins, Juliette Binoche, Edward Norton, Adrien Brody, Harrison Ford ve Daniel Craig gibi isimler yer alıyor. Bu seneyse Jackie Chan, Lucy Liu, Willem Dafoe ve Oscarlı yönetmen Alexander Payne gibi isimlere ev sahipliği yaptı.

Cannes’ın palmiyesi, Venedik’in aslanı var… Locarno’da ise kocaman, gururlu bir leopar. Ve bu leopar öyle sıradan bir ödül değil: bağımsız sinemanın en cesur, en özgün işlerine kükreyerek kucak açıyor. Her film başlamadan önce duyduğunuz o efsanevi kükreme, MGM filmlerinin introlarını hatırlatıyor ve tüylerinizi diken diken ederek izleyiciye “şimdi büyüleyici bir şey olacak” hissini yaşatıyor.

Festivalin en iyi yanı ise şüphesiz 8.000 (hatta bazı şartlarda 10.000) kişilik Piazze Grande gösterimleri. Açık hava sinemasına dair şu güne kadar gördüğünüz her şeyi unutun… Sinema büyüsünü en saf haliyle hissettiren Piazze Grande, gelmiş geçmiş en iyi açık hava deneyimlerinden birini sunuyor. Yediden yetmişe herkesin katılım sağladığı, devasa bir ekran ve sinemalardan kat kat daha iyi kalitede bir ses sistemiyle Piazze Grande filmseverler için kaçırılmaması gereken bir deneyim.

BUNLARA DİKKAT!

Türkiye rekor sıcaklıklara ulaşsa da Locarno’da da sıcak hava dalgalarına dikkat etmeniz gerekiyor çünkü maalesef eski binalara getirilen kısıtlamalardan ötürü restoranlar ve seçili sinemalar haricinde klimaya sahip değiller. Oradan oraya koşuştururken size yardımcı olacak yelpaze, cep vantilatörleri ve güneş kreminizi yanınıza almayı unutmayın. Tabii bir de şapka. Aksi halde festival mağazasındaki fahiş fiyatlara razı olmak zorunda kalabilirsiniz (festivalin sonlarına doğru indirim uyguluyorlar, benden duymuş olmayın).

Bir diğer zorluk ise ulaşım. Locarno’nun kendi havaalanı yok. Bu yüzden önerilen rota Milano Malpensa’ya inip trenle Locarno’ya geçmek. Fakat macera burada bitmiyor, yeni başlıyor. Trenler yenilendiği için muhtemelen bir–iki kez aktarma yapmanız gerekecek. Buna rağmen, bu kadar zahmete değer mi derseniz, bence değer! Ayrıca tren yolculuğunuzu bol bol İnstagram storysi ya da bir kitapla romantize edebilirsiniz.

Son olarak gelelim herkesin sormaya korktuğu konuya: Abarttıkları kadar pahalı mı? Avrupalıları bile ağlatacak derecede pahalı maalesef. Fakat bu hevesinizi kırmasın, küçük seyahat trickleriyle festivali sağ salim atlatabilirsiniz. İsviçre’nin tertemiz musluk sularını mataranıza doldurabilir, festival sponsorlarından ücretsiz atıştırmalıklar koparabilir ya da konaklamayı Locarno yerine Lozan veya Ascona gibi daha uygun bölgelerde ayarlayabilirsiniz. Ayrıca festival akreditasyonunuz varsa toplu taşımalar tamamen ücretsiz :)

EKSTRALAR Eğer bir taşla iki kuş vurma umuduyla hem film izleyeyim hem de tatil yapayım kafasındaysanız, mayonuzu da yanınıza almanızı tavsiye ederim. Sıcaklar dayanılmaz raddeye ulaştığında istediğiniz zaman göle atlayıp serinleyebilirsiniz.

Son olarak pizza ve makarna severlere müjde! Locarno, İsviçre’nin İtalyanca konuşulan bölgesinde olduğu için harika bir İtalyan mutfağı ve dondurmalara sahip. Şahsi tavsiyem kavunlu ve fıstıklı dondurmalarını denemeniz.

BLOG YAZILARIMIZI KAÇIRMA!

Haftalık bültenimize abone olarak en yeni blog yazılarımızdan, incelemelerimizden ve rehberlerimizden haberdar olun.